Neden “Altın = Enflasyon Koruması” Ezberi Sizi Yanıltır?

Kaynak – Bureau of Labor Statistics, Consumer Prices June 2022
Altın için en çok duyulan yorumlardan biri şudur.
“Enflasyon yükselirse altın da yükselir.“
Bu düşüncenin haklı bir tarafı var, çünkü altın merkez bankaları tarafından basılamaz. Dolar, euro ya da diğer para birimleri zamanla değer kaybedebilirken, altın uzun vadede parasal değer kaybına karşı bir koruma aracı olarak görülür.
Yine de kısa ve orta vadeli piyasa hareketleri bu kadar düz ilerlemez. Altın sadece enflasyonun yükselip yükselmediğine bakmaz. Enflasyona karşı nasıl mücadele edildiğine de bakar. Bunun en iyi örneklerinden biri 2022 yılıdır.
Haziran 2022’de ABD’de genel TÜFE yıllık yüzde 9,1’e çıktı. Gıda fiyatları yüzde 10,4, enerji fiyatları ise yüzde 41,6 arttı. Klasik bakışa göre bu ortamda altının güçlü kalması beklenirdi.

Kaynak – TradingView, XAUUSD günlük grafik
Altın Mart 2022 sonrası düşüş eğilimine girdi. Haziran ayında enflasyon yüzde 9,1 seviyesine ulaşırken güçlü bir yükseliş başlatmadı. Sonraki aylarda fiyat 1.600 dolar bölgesine kadar geriledi. Buradaki mesele enflasyonun önemsiz olması değil. Asıl mesele, altının enflasyonla birlikte paranın maliyetini de fiyatlamasıdır.
Bu maliyetin merkezinde reel faiz vardır. Reel faiz, enflasyondan arındırılmış faizdir. Fed enflasyonu kontrol etmek için faizleri sert şekilde artırdığında, tahvil getirileri yükseldiğinde ve dolar güçlendiğinde altın zorlanabilir. Çünkü altın faiz ödemez, temettü vermez ve düzenli nakit akışı sağlamaz.
Faiz getiren varlıkların cazibesi arttığında, altını elde tutmanın fırsat maliyeti de yükselir. Yatırımcı o noktada şu tercihle karşı karşıya kalır. “Faiz getiren bir varlıkta mı kalmalıyım, yoksa faiz ödemeyen altında mı beklemeliyim.“
2022’de altının baskı altında kalmasının ana nedenlerinden biri buydu. Enflasyon çok yüksekti, ancak Fed aynı dönemde çok sert sıkılaştı. Dolar güçlendi, tahvil getirileri yükseldi ve reel faiz yukarı geldi. Yani altın için sorun enflasyonun kendisi değil, enflasyona verilen faiz cevabıydı.
Bunu şöyle düşünelim,
Enflasyonu yağmura benzetelim. Yağmur başladığında insanlar korunmak ister. Altın da bu yüzden birçok yatırımcı için şemsiye görevi görür. Fakat sadece yağmurun şiddetine bakmak yetmez, şemsiyeyi taşımanın maliyetine de bakmak gerekir.
Finansal piyasalarda bu maliyet reel faizdir. Reel faiz yükseldiğinde altını elde tutmak pahalılaşır, reel faiz düştüğünde ise altının cazibesi artar.
2024 ve 2025 dönemi de bu ayrımı güçlendirdi. Bu kez enflasyon 2022’deki kadar sert bir şok yaratmıyordu, buna rağmen altın rekor rallisine geçti. World Gold Council verilerine göre altın 2024’te 40’tan fazla yeni tarihi zirve kaydetti. 2025’in ilk yarısında ise dolar bazında yüzde 26 yükselerek 26 yeni tarihi zirveye ulaştı.

Kaynak – World Gold Council, Gold Mid Year Outlook 2025
Bu yüzden altını sadece enflasyon koruması olarak okumak eksik kalır. Daha doğru soru sadece enflasyon yüksek mi sorusu değildir. Asıl bakmamız gereken şey, bu enflasyon karşısında reel faizin, doların ve likiditenin hangi yöne gittiğidir.
Altın bazı dönemlerde enflasyona karşı koruma sağlayabilir fakat fiyatın kısa ve orta vadeli yönünü çoğu zaman reel faiz, dolar likiditesi, merkez bankası talebi ve yatırımcı güveni birlikte belirler. Altına bakarken sadece enflasyon manşetini okumak yetmez. Manşetin arkasındaki para maliyetini de görmek gerekir.
Reel Faiz ve Altının 50 Yıllık Ters Dansı
Reel faiz…
Altını anlamak için bu kavram önemlidir çünkü altın faiz ödemez. Temettü vermez. Düzenli nakit akışı üretmez. Bu yüzden altının gerçek rakibi çoğu zaman dolar banknotu değil, enflasyondan arındırılmış tahvil getirisidir.
Nominal faiz tek başına yeterli değildir. Bir tahvil %5 faiz veriyor olabilir ama enflasyon %6 ise yatırımcının gerçek getirisi negatiftir. Tam tersi şekilde, enflasyon düşerken faiz yüksek kalıyorsa yatırımcı reel olarak daha güçlü bir getiri elde edebilir.
Altının hassas olduğu yer burasıdır.
Reel faiz düştüğünde, altını elde tutmanın fırsat maliyeti azalır. Yatırımcı faizden büyük bir şey kaybetmediğini düşündüğü için altına yönelmek daha kolay hale gelir. Reel faiz yükseldiğinde ise tablo değişir. Faiz getiren varlıklar daha cazip hale gelirken, faiz ödemeyen altının yükü artar.
Yani şöyle, altın, kira getirmeyen bir daire gibidir. Eviniz değerlidir, uzun vadede sizi koruyabilir ama her ay düzenli kira ödemez. Eğer bankadaki faiz çok düşükse bu daireyi elde tutmak sizi rahatsız etmeyebilir. Çünkü dışarıda kaçırdığınız getiri sınırlıdır.
Ama banka faizi yükselirse hesap değişir. Aynı daire hala değerlidir fakat kira getirmediği için elde tutma maliyeti artar. Yatırımcı o noktada şunu düşünür.
Bu varlığı elimde tutmaya devam mı etmeliyim, yoksa daha yüksek faiz veren bir araca mı geçmeliyim.
Altın ve reel faiz ilişkisi de buna benzer.

Kaynak – TradingView, XAUUSD ve FRED DFII10 karşılaştırması
Grafikte üst bölümde XAUUSD, alt bölümde ise ABD 10 yıllık reel faizini temsil eden DFII10 yer alıyor. Burada aradığımız şey günlük bire bir hareket değildir. Önemli olan büyük resimdeki eğilimdir.
2009 sonrası döneme bakıldığında reel faiz geriledikçe altının güçlendiği, reel faiz toparlandığında ise altının baskılandığı görülüyor.
2011 zirvesi bu ilişki için önemli bir örnektir. Altın tarihi zirveye giderken reel faiz sıfıra yaklaşmıştı. Yani yatırımcı için enflasyondan arındırılmış güvenli getiri neredeyse yok olmuştu. Böyle bir ortamda altının faiz ödememesi daha az sorun haline gelir.
Sonraki yıllarda tablo değişti. 2013 sonrasında reel faiz toparlanırken altın uzun süre güçlü bir trend oluşturmakta zorlandı. Fiyat geniş bir bant içinde kaldı ve 2011 zirvesinin altında baskılandı. Bu dönem bize şunu anlatır. Altın güvenli liman olsa bile, reel faiz yükselirken yukarı yönlü hareket alanı daralabilir.
2020 örneği ise ilişkinin daha net görüldüğü dönemlerden biridir.

Kaynak – TradingView, XAUUSD ve FRED DFII10 yakın plan grafik
Pandemi sonrası dönemde reel faiz hızla negatif bölgeye indi. 10 yıllık reel faiz -1 civarına gerilerken altın güçlü bir ralliye geçti ve yeni tarihi zirve yaptı. Bu kez yatırımcı için faiz getiren güvenli varlıkların reel getirisi belirgin şekilde zayıflamıştı. Altının faiz ödememesi artık büyük bir dezavantaj gibi görünmüyordu.
Bu yüzden reel faiz altın için yerçekimi gibidir. Yerçekimi zayıfladığında altının yukarı hareket etmesi kolaylaşır. Yerçekimi güçlendiğinde ise altının yükselmesi zorlaşır.
Yine de bu ilişkiyi mekanik bir al sat sinyali gibi okumamak gerekir. Reel faiz altının en önemli değişkenlerinden biridir ama tek değişken değildir. Doların yönü, küresel likidite, merkez bankası talebi, jeopolitik riskler ve yatırımcı güveni de fiyatın içinde yer alır.
Bu nedenle reel faiz düşüyorsa altın için makro zemin rahatlar. Reel faiz yükseliyorsa altının üzerinde baskı artabilir. Fakat bu baskının fiyatı ne kadar etkileyeceği, diğer değişkenlerin aynı anda ne söylediğine bağlıdır.
2022 sonrası dönemde bu ayrım daha da önemli hale geldi. Normalde reel faiz yükseldiğinde altının daha sert baskılanması beklenirdi. Fakat altın beklenenden daha dirençli kaldı ve sonraki yıllarda yeni zirvelere yöneldi. Bu da bize şunu gösterir. Reel faiz altın denkleminde merkezde yer alır ancak 2022 sonrasında denkleme yeni ve güçlü bir alıcı grubu daha girdi.
2022’den Sonra Kural Kitabı Neden Yırtıldı
Normal şartlarda reel faiz yükseldiğinde altının zorlanması beklenir. Çünkü altın faiz ödemez, temettü vermez ve düzenli nakit akışı üretmez. Tahvil yatırımcıya enflasyondan arındırılmış gerçek getiri sunmaya başladığında, altını elde tutmanın fırsat maliyeti artar.
2022 sonrası dönemi ilginç yapan şey tam olarak burasıdır. Reel faizler yükseldi. Dolar uzun süre güçlü kaldı. Fed para politikasını sert şekilde sıkılaştırdı. Klasik modele göre altının daha ağır baskı altında kalması beklenirdi fakat altın tamamen çözülmedi. 2024 ve 2025 döneminde ise yeni zirvelere yöneldi.
Bu noktada denkleme yeni bir oyuncu girdi.
“Merkez bankaları.”

Kaynak – World Gold Council, yıllık merkez bankası net altın alımları
Grafikte 2022 sonrası sıçrama açık şekilde görülüyor. 2021’de merkez bankaları 463 ton net altın alırken, bu rakam 2022’de 1.136 tona çıktı. 2023’te 1.037 ton, 2024’te 1.045 ton alım yapıldı. 2025’te alımlar 863 tona gerilese de, bu seviye 2010-2021 ortalamasının belirgin şekilde üzerinde kaldı.
Burada önemli olan tek bir yılın yüksek gelmesi değildir. Önemli olan, alımların birkaç yıl boyunca yüksek kalmasıdır. Bu bize altın piyasasında sadece kısa vadeli yatırımcı davranışının değil, rezerv yönetimi tarafındaki düşüncenin de değiştiğini gösterir.

Bu değişimin en önemli dönüm noktalarından biri Şubat 2022 oldu. Rusya’nın Ukrayna’yı işgali sonrası Batılı ülkeler Rusya Merkez Bankası rezervlerine yönelik kısıtlamalar getirdi. Böylece rezerv meselesi sadece ne kadar paran var sorusundan çıktı, o paraya kriz anında erişebilir misin sorusuna dönüştü.
Bu ayrım merkez bankaları için çok önemlidir.
Bir ülkenin dolar rezervi yüksek olabilir fakat bu rezerv başka ülkelerin finansal sistemi içinde tutuluyorsa, siyasi bir kriz anında erişim riski ortaya çıkabilir. Altın ise farklıdır. Fiziksel olarak kendi kasanızdaysa başka bir ülkenin ödeme sistemine, bankasına ya da yaptırım kararına daha az bağımlıdır.
Bu nedenle 2022 sonrası merkez bankaları için altın sadece fiyatı yükselen bir emtia değil, rezerv güvenliği aracı olarak daha fazla öne çıktı.

Şubat 2022…
Rusya Merkez Bankası rezervlerine erişim kısıtlandı. Rezerv güvenliği tartışması yeniden başladı
Bunu bir açık artırma gibi düşünebiliriz.
Açık artırmada yıllardır aynı kişiler vardır. Herkes fiyata karşı hassastır. Fiyat biraz yükselince bazı alıcılar geri çekilir, fiyat düşünce yeniden gelir. Bu piyasanın eski düzenidir. Sonra salona yeni ve güçlü bir alıcı girer. Bu alıcı sadece bugünkü fiyata bakmaz. Onun derdi, elindeki serveti başka bir riskten korumaktır. Bu yüzden fiyat yükselse bile masadan kalkmayabilir.
2022 sonrası altın piyasasında merkez bankalarının rolü biraz buna benzer.
Batılı yatırımcı reel faize bakarak altından uzaklaşabilir. ETF tarafında çıkış olabilir. Kısa vadeli yatırımcı dolar güçlendiği için altını satabilir. Fakat aynı dönemde merkez bankaları rezerv çeşitlendirmesi için altın almaya devam ediyorsa, fiyatın tabanı güçlenir.
Bu yüzden 2022 sonrası altın hareketini sadece reel faizle açıklamak eksik kalır. Ülke bazında bakıldığında da bu değişim daha net görülür. 2022’de Türkiye ve Çin öne çıktı. 2023’te Çin ve Polonya güçlü alıcılar arasındaydı. 2024’te Polonya, Türkiye ve Hindistan dikkat çekti. 2025’te ise Polonya ikinci yıl üst üste en büyük alıcı oldu.

Bu alımların tamamı aynı nedenle yapılmadı. Bazı ülkeler rezervlerini çeşitlendirmek istedi. Bazıları dolara bağımlılığı azaltmaya çalıştı. Bazıları jeopolitik risklere karşı daha güvenli bir rezerv kompozisyonu kurmak istedi. Bazıları da uzun vadeli değer saklama aracı olarak altının payını artırdı.
Sonuçta değişmeyen şey altın piyasasında fiyatı artık sadece Batılı fon akımları, reel faiz ve dolar belirlemiyordu. Merkez bankaları daha görünür bir alıcı haline geldi. Bu da 2022 sonrası büyük kopuşun temelidir.
Reel faiz hala önemlidir. Dolar hala önemlidir. Likidite hala önemlidir. Fakat altın denklemine artık yapısal merkez bankası talebini de eklemek gerekir.
Bu yüzden 2022 sonrası altının eski kurallara tam olarak uymamasını şaşırtıcı görmemek gerekir. Piyasaya yeni bir alıcı tipi girmiştir ve bu alıcı kısa vadeli faiz hesabından çok, rezerv güvenliği hesabıyla hareket eder.
Net Likidite ve DXY’nin Altın Üzerindeki Çift Etkisi
Altın dolar ile fiyatlanır. Bu yüzden doların gücü, altının yönünü okurken bakılması gereken ilk alanlardan biridir. Dolar güçlendiğinde altın genelde zorlanır. Dolar gevşediğinde ise altın daha rahat hareket eder.
Bu ilişkiyi en pratik gösteren gösterge DXY’dir. DXY, doların diğer büyük para birimlerine karşı gücünü ölçer. Endeks yukarı gittikçe dolar güçlenir ve bu durum altın üzerinde baskı yaratabilir. Çünkü dolar güçlendiğinde, dolar dışı yatırımcılar için altının maliyeti artar.

Kaynak – TradingView, DXY ve XAUUSD karşılaştırma grafiği
Grafikte bu ilişki net şekilde görülüyor. 2022 boyunca DXY hızlı şekilde yükselirken altın baskı altında kaldı. Eylül 2022 civarında dolar endeksi 114 bölgesine yaklaşırken, altın da 1.615 dolar civarında dip oluşturdu. Bu dönem, güçlü doların altın üzerindeki baskısını açık biçimde gösteriyor.
Sonraki dönemde tablo değişmeye başladı. DXY zirveden sonra geri çekildi ve dolar tarafındaki baskı azaldı. Altın da bu rahatlamayla birlikte taban bulup toparlandı. 2023 sonu ve 2024 başında dolar baskısının zayıflaması, altının daha rahat bir zemin bulmasına yardım etti.
Burada önemli olan nokta şu. Altın ile DXY arasındaki ilişki genelde ters yöne eğilimlidir ama her zaman aynı gün ve aynı şiddetle çalışmaz. Bazen önce dolar hareket eder, altın bunu biraz gecikmeli fiyatlar. Bazen de jeopolitik risk, merkez bankası alımı ya da reel faiz gibi başka değişkenler araya girer.
Bu nedenle DXY’yi tek başına okumak yeterli değildir. Doların neden güçlendiğini ya da neden zayıfladığını da anlamak gerekir. Burada devreye net likidite girer.
Fed net likiditesi kabaca WALCL – TGA – RRP formülü ile takip edilir. Yani Fed bilançosu, Hazine Genel Hesabı ve ters repo bakiyesi birlikte düşünülür. Sistemde dolaşan kullanılabilir dolar miktarı artıyorsa, dolar üzerindeki baskı azalabilir. Bu durum hem DXY tarafında gevşeme yaratabilir hem de altın gibi alternatif varlıklara alan açabilir.
Bu mekanizmayı bir terazi gibi düşünebiliriz. Bir kefede dolar diğer kefede altın vardır. Likidite musluğu açıldığında dolar kefesi hafifler. Doların ağırlığı azaldığında altın tarafının yukarı hareket etmesi kolaylaşır.
Bunu da anlatmıştım. Şu konudan okuyabilirsiniz.
Yine de bu ilişkiyi fazla mekanik okumamak gerekir. S&P 500 tarafında net likidite etkisi bazen daha doğrudan hissedilebilir. Altında ise ilişki genelde daha dolaylı çalışır. Etki önce dolar kanalında görülür, sonra altın fiyatına yansır. Bu yüzden altında aynı formülü bire bir ve aynı hızla görmek her zaman mümkün olmaz ama büyük resimde mesaj nettir.
Dolar güçlendiğinde altın için baskı artar. Dolar gevşediğinde altın nefes alır. Net likidite arttığında ise bu rahatlama daha kalıcı bir zemine dönüşebilir.
Doların değer kaybı altın için ikramiyedir. Asıl maaş ise sistemde dolaşan net dolar likiditesinin kendisidir.
Net Likidite + Reel Faiz + XAUUSD Üçlü Panelini Okumak
Altını tek bir göstergeyle okumak çoğu zaman eksik sonuç verir. Enflasyon tek başına yetmez. Reel faiz tek başına yetmez. DXY tek başına yetmez. Net likidite de tek başına kesin sinyal üretmez.
Daha sağlıklı okuma, bu göstergeleri aynı panelde birlikte izlemekten geçer.
Çünkü her biri farklı bir parçayı anlatır.
Net likidite zemini gösterir. Reel faiz altının üzerindeki yerçekimini anlatır. DXY dolar baskısını gösterir. Merkez bankası talebi ise 2022 sonrası dönemde altının arkasındaki yapısal alıcı gücünü temsil eder.

Kaynak – TradingView, XAUUSD, Fed net likiditesi ve 10 yıllık reel faiz karşılaştırması
Bu grafikte üst panelde XAUUSD yer alıyor. Orta panelde Fed net likiditesi takip ediliyor. Alt panelde ise DFII10, yani 10 yıllık reel faiz ters ölçekle gösteriliyor.
Ters ölçek kullanmamızın nedeni basit. Reel faiz düştüğünde altın için ortam genelde rahatlar. Bu yüzden ters çevrilmiş reel faiz çizgisi yukarı gittikçe, altın üzerindeki yerçekiminin zayıfladığı okunur.
Grafiğin bize anlattığı ilk şey, altın için zeminin tek bir çizgiden oluşmadığıdır.
2020 sonrası dönemde likidite zemini güçlendi. Fed bilançosu genişledi, piyasalara dolar girişi arttı ve reel faiz aşağı geldi. Bu ortamda altın güçlü bir zemin buldu. Fakat Mart 2020 örneği bize önemli bir uyarı da verdi. Kriz anında altın her zaman hemen yükselmez.
Mart 2020’de piyasa önce nakit aradı. Hisse senedi, emtia, kripto ve altın dahil birçok varlık aynı anda satıldı. Altın güvenli liman olmasına rağmen kısa süreli satış gördü. Bunun nedeni altının değersiz görülmesi değil, likidite ihtiyacıdır. Yatırımcı teminat tamamlamak, zarar kapatmak ya da nakit yaratmak için en likit varlıklarını da satabilir.

Bu yüzden üçlü paneli okurken ilk panik hareketine değil, panik sonrası zeminin nasıl değiştiğine bakmak gerekir.
Mart 2020 sonrası tablo hızlı şekilde değişti. Likidite genişledi, reel faiz düştü ve altın yeniden güç kazandı. Buradan çıkarılacak ders şudur. Kriz anındaki ilk satış, ana trendin bittiği anlamına gelmeyebilir. Asıl önemli olan, krizden sonra para koşullarının hangi yöne döndüğüdür.
2022 ise bunun ters örneğidir.
O dönemde reel faiz yükseldi, dolar güçlendi ve altın baskılandı. Üst panelde altının zorlandığı, alt panelde ise reel faiz tarafındaki baskının arttığı görülüyor. Bu, anlattığımız fırsat maliyeti etkisinin grafikteki karşılığıdır.
Fakat 2024 ve 2025 döneminde tablo yeniden değişti. Altın yükselirken sadece reel faiz ya da DXY ile açıklanamayacak bir güç ortaya çıktı. Burada merkez bankası talebi ve likidite zemini daha önemli hale geldi. Yani altın artık eski modele göre daha dirençli bir yapı göstermeye başladı.
Bu nedenle paneli okurken göstergeleri ayrı ayrı değil, birlikte değerlendirmek gerekir.

Net likidite artıyorsa piyasanın zemini rahatlar. Reel faiz düşüyorsa altının fırsat maliyeti azalır. DXY zayıflıyorsa dolar baskısı hafifler. Merkez bankaları alıcı kalıyorsa fiyatın arkasındaki yapısal destek güçlenir.
Bu dört unsur aynı yöne döndüğünde, altının ana trendi daha sağlam hale gelir.
Sadece termometreye bakarak havayı anlayamayız. Sıcaklık önemlidir ama rüzgar, nem ve basınç da tabloyu değiştirir. Altında da durum benzerdir. Sadece reel faize bakarsanız likiditeyi kaçırabilirsiniz. Sadece DXY’ye bakarsanız merkez bankası talebini göremeyebilirsiniz. Sadece enflasyona bakarsanız paranın alternatif maliyetini atlayabilirsiniz.
Bu yüzden üçlü panelin görevi alım satım sinyali üretmek değildir. Görevi, büyük resmi daha sade okumaktır.
Eğer net likidite genişliyor, reel faiz aşağı dönüyor ve dolar baskısı zayıflıyorsa altın için makro zemin güçlenir. Buna merkez bankası talebi de eşlik ediyorsa, trendin arkasındaki destek daha kalıcı hale gelir.
Tersi durumda ise dikkat gerekir. Net likidite daralıyor, reel faiz yükseliyor ve DXY güçleniyorsa altın için ortam zorlaşır. Böyle dönemlerde altın kısa vadeli tepki verebilir ama ana trend daha kırılgan hale gelir.
Şunu da unutmayın. Bu panel geleceği kesin olarak söylemez. Piyasa hiçbir zaman tek formülle çalışmaz. Fakat bu kurulum, altını sadece haber başlığıyla ya da tek bir göstergeyle okumaktan çok daha sağlıklı bir çerçeve sunar.
Likidite zemini, reel faiz yerçekimini, merkez bankaları da motoru oluşturur. Üçü aynı yöne döndüğünde altında trende karşı durmak çok riskli hale gelir.
Sonuç olarak altını anlamak için soru sadece enflasyon yükseliyor mu değildir.
Bu yazıda kullanılan veriler TradingView, FRED, Federal Reserve, World Gold Council, BLS, ABD Hazine Bakanlığı, Avrupa Birliği kaynakları ve piyasa grafiklerinden derlenmiştir.
Buradaki değerlendirmeler kesin sonuç, fiyat tahmini ya da yatırım önerisi olarak görülmemelidir. XAUUSD, DXY, Fed net likiditesi, reel faiz, TGA, ters repo, merkez bankası altın alımları ve diğer makro göstergeler zaman içinde hızlı şekilde değişebilir.
Altın fiyatını tek bir göstergeyle açıklamak doğru değildir. Enflasyon, reel faiz, dolar endeksi, net likidite, merkez bankası talebi, jeopolitik riskler ve yatırımcı davranışı birlikte değerlendirilmelidir.
Bu nedenle yatırım ya da işlem kararları, herkesin kendi araştırması, risk profili ve finansal durumu dikkate alınarak verilmelidir.
Eksik gördüğünüz bir yer, hata ya da eklemek istediğiniz bir not varsa iletişim sayfamdan bana ulaşabilirsiniz.