5- EURUSD Analizi DXY ile Değil Getiri Makasıyla Nasıl Okunur?

EURUSD analizi yaparken ekranlarda en sık dönen cümlelerden biri şudur.

“DXY direnç kırdı, parite şelale olur.”

İlk bakışta kulağa mantıklı geliyor. Sonuçta DXY, Amerikan dolarının küresel gücünü ölçer. Dolar güçleniyorsa, karşısındaki Euro’nun baskı yemesi beklenir. Ama burada çoğu kişinin atladığı önemli bir detay var.

DXY sepetinin yarıdan fazlası zaten Euro’dan oluşur.

ICE metodolojisine göre Euro’nun DXY içindeki ağırlığı yüzde 57,6’dır. Yani siz EURUSD yönü bulmak için DXY grafiğine baktığınızda, dönüp dolaşıp yine Euro’nun kendi ağırlığına bakmış oluyorsunuz.

Bu yüzden DXY ile EURUSD çoğu zaman birbirinin ayna görüntüsü gibi hareket eder. Biri yukarı kafayı kaldırırken, diğeri çoğu zaman aşağı eğilir.

eurusd

Kaynak – TradingView DXY ve EURUSD karşılaştırma grafiği

Bu grafik ilk bakışta şunu düşündürebilir.

“DXY yönü çiziyor, parite de onu takip ediyor.”

Ama piyasanın arka tarafı bu kadar düz çalışmaz.

DXY’nin kendisi zaten büyük ölçüde EURUSD hareketinden beslendiği için, DXY’yi parite için bağımsız bir neden gibi görmek sorunlu olabilir. Bu biraz aynı maçı iki farklı ekrandan izleyip farklı sonuçlar beklemeye benzer.

İşi yine pazara indirelim.

Önünüzde büyük bir meyve sepeti var. Sepetin içindeki ağırlığın büyük kısmı elmalardan oluşuyor. Siz sepetin toplam ağırlığına bakıp elmaların ne kadar ağır olduğunu anlamaya çalışıyorsunuz. Ama sepetin ağırlığını zaten en çok elmalar belirliyor.

DXY ve EURUSD ilişkisinde de benzer bir durum var.

Sepetin ağırlığı DXY ise, içindeki en büyük elma Euro’dur. Bu yüzden sadece DXY kırılımına bakarak EURUSD yönü aramak, bazen yatırımcıyı aynı sonuca geri götürür.

Bu yüzden “DXY kırdı, parite kesin çöker” gibi cümleler yatırımcıyı dar bir bakışa sıkıştırabilir.

DXY işe yaramaz demiyorum. Genel dolar iştahını, güvenli liman talebini ya da Japon Yeni ve Sterlin gibi diğer para birimlerindeki kırılmaları izlemek için iyi bir referans olabilir. Ama konu EURUSD olduğunda tek başına yeterli değildir.

Paritenin gerçek hikayesi DXY grafiğinin arkasındaki makro dengelerde yazılır. Fed ve ECB’nin para politikası, büyüme farkı, enflasyon beklentisi ve özellikle tahvil getirileri bu hikayenin ana parçalarıdır.

Bu yüzden EURUSD yönünü okumak istiyorsak, ilk soru sadece “DXY ne yaptı?” olmamalı.

Daha doğru soru şudur.

“ABD tahvili mi daha cazip hale geliyor, yoksa Avrupa tarafı mı güç kazanıyor?”

Grafikte yapıyı kurduysak, piyasadaki makroyu okumak için bir sonraki adımda ABD ve Almanya tahvil getirileri arasındaki makasa bakmamız gerekir.

Bir önceki bölümde DXY ezberini sorguladık. DXY’ye bakmak genel havayı solumak için faydalı olabilir ama EURUSD’nin neden hareket ettiğini tek başına anlatmaz. Çünkü o sepetin büyük kısmı zaten Euro’dan oluşur.

O zaman biraz daha derine, makine dairesine inmemiz gerekiyor.

Kurumsal para EURUSD’ye sadece grafik üzerindeki destek ve direnç çizgileriyle bakmaz. Trilyonları yöneten fonlar, bankalar ve portföy yöneticileri masaya şu soruyu koyar.

“Hangi ülkenin tahvili daha cazip getiri sunuyor?”

Bu sorunun cevabı bizi getiri makasına götürür.

Getiri makası dediğimiz şey, en basit haliyle iki ülkenin tahvil faizleri arasındaki farktır. Konu EURUSD olduğunda, en çok izlenen verilerden biri ABD 10 yıllık tahvil faizi ile Almanya 10 yıllık tahvil faizi arasındaki farktır.

Çünkü EURUSD sadece iki soyut para biriminin çarpıştığı bir grafik değildir.

Bir tarafta dolar vardır. Arkasında ABD ekonomisi, Fed ve ABD tahvilleri durur.

Diğer tarafta Euro vardır. Arkasında Euro Bölgesi, ECB ve Almanya tahvilleri bulunur.

Büyük para da doğal olarak şunu sorar.

“Ben sermayemi hangi tarafta daha iyi değerlendirebilirim?”

İşi sokağa indirelim.

Bunu sokaktaki mevduat yarışı gibi düşünün. Mahallenin başındaki banka paranıza yüzde 5 faiz veriyor. Sokağın sonundaki banka ise yüzde 3 faiz veriyor. İkisi de güvenilir kurumlarsa, paranın daha yüksek faiz veren bankaya doğru kayması gayet normaldir.

Döviz piyasasında da benzer bir mantık çalışır.

ABD tahvilleri Almanya tahvillerine göre daha yüksek ve cazip getiri sunmaya başlarsa, sermaye yavaş yavaş dolar tarafına kayabilir. Çünkü büyük para daha iyi getiri arar.

Tersi durumda, getiri farkı Euro lehine dönerse bu kez Euro tarafı daha rahat nefes alabilir.

Kaynak – TradingView EURUSD ve US10Y – DE10Y getiri makası grafiği

Bu grafikte üstte EURUSD paritesini, altta ise ABD 10 yıllık tahvil getirisi ile Almanya 10 yıllık tahvil getirisi arasındaki makası görüyoruz. Getiri makası ters ölçekle gösterildiği için iki çizginin aynı yöne gidiyor gibi görünmesi, parite ile faiz farkı arasındaki ilişkiyi daha rahat okumamızı sağlıyor.

Grafiğin anlattığı fikir oldukça sade.

ABD lehine getiri farkı açıldığında, EURUSD çoğu zaman aşağı yönlü baskı görebilir. Çünkü dolar tarafında tahvil getirisi daha cazip hale gelir.

Makas daraldığında ise doların getiri avantajı zayıflar ve Euro tarafı toparlanmak için daha fazla alan bulabilir.

Tabii bu ilişki saniye saniye işleyen kusursuz bir sistem değildir. Arada jeopolitik riskler, sürpriz haber akışları, enerji krizleri ve merkez bankası başkanlarının mesajları vardır. Makas açıldı diye parite o anda çökmek zorunda değildir.

Ama getiri makası, paritenin orta vadeli yönünü okumak için elimizdeki en güçlü pusulalardan biridir. Çünkü döviz piyasasında para sadece güzel görünen formasyonlara gitmez. Para daha iyi getiri, daha sağlam ekonomi ve daha güvenli liman arar.

Bize ekranda 5 ya da 10 baz puanlık bir değişim küçük gelebilir. Ama trilyonlarca doları kıtalar arası hareket ettiren bir fon için birkaç baz puan bile ciddi fark yaratır. Bu fark kalıcı hale gelirse, fon akımları da zamanla o yöne doğru kayabilir.

Burada DXY ile getiri makası arasındaki farkı iyi anlamak gerekir.

DXY çoğu zaman doların genel havasını gösteren bir sonuç ekranı gibi çalışır. Getiri makası ise doların neden güç kazanabileceğini anlamaya yardım eder. Bir anlamda motorun içindeki basıncı gösterir.

EURUSD analizinde sadece DXY’ye bakarsanız, dönüp aynaya bakmış olursunuz. Ama getiri makasına baktığınızda, kurumsal paranın hangi tarafa akmaya daha istekli olduğunu okumaya başlarsınız.

Bu yüzden ekranda sorulması gereken soru sadece şu olmamalı.

“DXY ne yaptı?”

Buna bir soru daha eklemek gerekir.

“ABD tahvili mi daha cazip, Avrupa tarafı mı?”

Paritenin gerçek hikayesi çoğu zaman bu sorunun cevabında saklıdır.

Bir sonraki bölümde bu tahvil makasını biraz daha açalım. Çünkü 2 yıllık tahvil ile 10 yıllık tahvil aynı dili konuşmaz. Biri daha çok merkez bankasının nabzını tutarken, diğeri sistemin daha uzun vadeli büyüme ve risk hikayesini taşır.

Bir önceki bölümde ABD ve Almanya tahvil getirileri arasındaki makasın EURUSD için neden okyanus akıntısı gibi önemli olduğunu anlattık. Ama burada ince bir ayrım daha var.

Her tahvil aynı hikayeyi anlatmaz. 2 yıllık tahvilin dili başkadır, 10 yıllık tahvilin dili başkadır. Bu farkı anlamadan sadece tek bir tahvil makasına bakıp karar vermek, bütün filmi tek kareden okumaya çalışmak gibidir.

2 yıllık tahviller, merkez bankalarının yakın dönem tansiyonunu ölçer. Masadaki sorular nettir.

  • Fed faizi artıracak mı?
  • ECB faiz indirimine başlar mı?
  • Tarım dışı istihdam verisi Fed’i daha şahin yapar mı?

Bu sıcak sorulara en hızlı ve en sert tepkiyi çoğu zaman 2 yıllık tahviller verir. 10 yıllık tahviller ise ekonominin daha uzun vadeli röntgenini çeker. Onun soruları daha derindir.

  • Ekonomi gerçekten büyüyecek mi, yoksa resesyon riski mi artıyor?
  • Enflasyon kalıcı hale mi geliyor?
  • Devletin borç yükü ileride sorun yaratır mı?

Yani 2 yıllık tahvil merkez bankasının bugünkü nabzını tutarken, 10 yıllık tahvil iki ülke arasındaki daha uzun vadeli güç dengesini fiyatlar.

İşi yine banka şubesine indirelim.

3 aylık ihtiyaç kredisi çekecekseniz, bankanın o anki faizine ve piyasanın o haftaki havasına bakarsınız. Çünkü vade kısadır. Çeker, kullanır ve kapatırsınız.

Ama 10 yıllık bir konut kredisi çekecekseniz iş değişir. Sadece bugünkü faize bakmazsınız. Kendi gelecekteki gelirinizi, ülkenin enflasyonunu, emlak piyasasını ve 10 yıl boyunca o yükü taşıyıp taşıyamayacağınızı düşünürsünüz.

Tahvil piyasasındaki vade ayrımı da buna benzer.

Kaynak – TradingView EURUSD, US02Y – DE02Y ve US10Y – DE10Y getiri makası grafiği

Grafikte üstte EURUSD paritesini, altta ise ABD ve Almanya arasındaki getiri makaslarını görüyoruz. Yeşil çizgi 2 yıllık makası, mavi çizgi ise 10 yıllık makası gösteriyor.

Yeşil renkli 2 yıllık makas daha atiktir. Fed veya ECB’den gelen tek bir kelimeye, çekirdek TÜFE verisine ya da tarım dışı istihdam verisine daha hızlı tepki verebilir.

Mavi renkli 10 yıllık makas ise daha ağır hareket eder. Geniş resmi, risk primini, büyüme beklentisini ve uzun vadeli enflasyon hikayesini daha fazla taşır.

Bu yüzden iki çizgiyi aynı gözle okuyamayız. Kısa vadede EURUSD bazen 2 yıllık makasa daha yakın davranabilir. Çünkü piyasa o anda Fed ve ECB’nin sıradaki toplantısını fiyatlıyordur.

Ama daha uzun vadeli ve büyük trendlerde 10 yıllık makasın ağırlığı artabilir. Çünkü orada sadece bir sonraki faiz kararı değil, iki ekonomi arasındaki daha geniş güç dengesi fiyatlanır.

Örneğin ABD’den çok güçlü bir istihdam verisi geldiğini varsayalım. Piyasa hemen şunu düşünür.

“Fed faizleri daha uzun süre yüksek tutabilir.”

Bu fiyatlamayı ilk anda 2 yıllık tahvil makasında daha sert görebiliriz. Ama aynı veri uzun vadeli enflasyon, büyüme ve borç dinamiklerini değiştirmiyorsa, 10 yıllık makas o kadar sert tepki vermeyebilir.

Kısacası 2 yıllık makas hızlıdır, 10 yıllık makas daha ağırdır.

Biri kısa vadeli faiz beklentisini fiyatlar. Diğeri daha geniş makro hikayeyi taşır. Ancak burada önemli bir uyarı yapmak gerekiyor.

2 yıllık makasta ani bir sıçrama oldu diye, bunun hemen EURUSD’de kalıcı bir trend başlatacağını düşünmek tehlikelidir. Kısa vadeli tahviller veri anında çok agresif hareket edebilir. Ama piyasa birkaç gün sonra o köpüğü geri alabilir.

Pariteyi daha sağlıklı okumak istiyorsak, sadece DXY’ye ya da sadece tek bir tahvil makasına bakmak yerine, 2 yıllık ve 10 yıllık makası birlikte takip etmek daha doğru olur.

Buraya kadar getiri makasının EURUSD için ne kadar önemli bir pusula olduğunu anlattık.

Kitabi kural basittir. ABD tahvilleri Almanya tahvillerine göre daha cazip hale gelirse, sermayenin dolar tarafına kayması ve doların güç kazanması beklenir. Makas daralırsa da Euro tarafı daha rahat nefes alabilir.

Ama piyasa her zaman ders kitabındaki pürüzsüz formüllerle çalışmaz.

Bazen makro zemin bir şeyi işaret ederken, fiyat inatla ters yöne gider. Çünkü devasa döviz piyasasını sadece faiz farkı yönetmez. Risk algısı, fonların pozisyonlanması, hedge maliyetleri ve piyasanın o anki korku seviyesi de fiyatın içine girer.

2017 yılı, bu ezberin bozulduğu dikkat çekici dönemlerden biridir.

Kaynak – TradingView EURUSD ve US10Y – DE10Y getiri makası grafiği

Bu grafikte 2017 döneminde EURUSD paritesi güçlü bir ralli yaparken, ABD ve Almanya 10 yıllık tahvil getirileri arasındaki makasın ABD lehine açıldığını görüyoruz. Normal şartlarda bu tablo dolar lehine çalışabilirdi. Fakat o dönemde parite buna rağmen yukarı gitti.

Bu yüzden grafikleri sadece ezberle okumak yatırımcıyı yanıltabilir.

Getiri makası ABD lehine açılıyor diye EURUSD her zaman düşmek zorunda değildir. Bazen piyasada faizden daha ağır basan güçler devreye girer.

İşi gayrimenkul üzerinden düşünelim.

Bir tarafta lüks ve güvenlikli bir site var. Kirası düşük ama bölge güvenli, sakin ve ev her an nakde çevrilebilir. Diğer tarafta ise çok daha yüksek kira getiren ama riskli bir mahallede yer alan dükkan var.

Her şeyin yolunda olduğu normal zamanlarda, yatırımcı daha fazla para kazanmak için o yüksek getirili dükkanı tercih edebilir. Ama mahallede güvenlik sorunu çıkarsa, kiracı bulmak zorlaşırsa ya da piyasayı panik dalgası sararsa, yatırımcının gözü artık sadece yüksek getiriyi görmez. Paranın güvende kalacağı, başını ağrıtmayacağı yeri de düşünür.

Döviz piyasasında da buna benzer bir durum yaşanır.

Normal zamanda yatırımcı getiri makasına bakar. Ama küresel riskler arttığında, o getiriyi alırken ne kadar kur riski taşıdığına ve o riski sigortalamanın maliyetine de bakar.

Tam bu noktada hedge maliyeti devreye girer.

Almanya’ya mal satan bir esnaf düşünün. Geliri Euro, borcu dolar olsun. Kur çok oynak hale gelirse, esnaf kendini korumak için sigorta yaptırmak ister. Yani kur riskini hedge eder.

Ama bu sigortanın da piyasada bir bedeli vardır.

Eğer hedge maliyeti çok yükselirse, ekranda yüksek görünen faiz getirisi artık eskisi kadar cazip kalmayabilir. Çünkü yatırımcı, kazandığı faizin önemli bir kısmını kur riskinden korunmak için harcayabilir.

Bu yüzden bazı dönemlerde faiz farkı başka bir şey söylerken, parite başka bir yöne gidebilir. Ama bu durum makro analiz işe yaramıyor demek değildir.

Tam tersine, iyi analiz biraz da makro göstergelerin sınırlarını bilmektir. Getiri makası güçlü bir pusuladır. Ama hiçbir pusula size yolda kaza olup olmadığını, köprünün kapalı olup olmadığını ya da fırtınanın şiddetini tek başına söylemez.

Jeopolitik riskler yükseldiğinde, fonlar panikle pozisyon kapattığında ya da yatırımcı güvenli liman arayışına girdiğinde korelasyonlar geçici olarak kopabilir. Ama şartlar normale döndüğünde, getiri makası yeniden ana yönü okumada önemli bir araç haline gelebilir.

2017 gibi dönemleri getiri makası işe yaramaz diye okumak büyük resmi kaçırmak olur.

Buradan çıkarılması gereken ders şu.

“Getiri makası çok önemlidir ama tek başına kusursuz değildir.”

Bu yüzden piyasada ayakta kalan kurumsal yatırımcı sadece tek bir çizgiye güvenmez. Aynı anda birkaç soruya bakar.

  • Makas ne diyor?
  • Piyasada korku var mı?
  • Büyük fonlar hangi tarafa yığılmış?
  • Kur riskinden korunmanın maliyeti ne durumda?

Bu sorular aynı masada birleştirildiğinde EURUSD çok daha sağlıklı okunur.

Buraya kadar şunu gördük.

EURUSD sadece ekrandaki mumların kavgasıyla okunmaz. DXY bize genel havayı verir ama tek başına yetmez. Getiri makası çok şey anlatır ama her dönemde kusursuz çalışmaz. 2 yıllık tahvil başka konuşur, 10 yıllık tahvil başka konuşur. Risk algısı bozulduğunda, piyasa bazen en temiz makro ilişkiyi bile bir süreliğine ters yüz edebilir.

Peki bireysel yatırımcı bütün bu parçaları nasıl bir araya getirecek?

Aslında sanıldığı kadar zor değil. Kurumların kullandığı karmaşık ve pahalı terminalleri bire bir kopyalamak mümkün olmayabilir. Ama işin ana omurgasını kendi ekranımıza kurabiliriz. Böylece gün içi gürültüye boğulmadan, paritenin arkasındaki büyük resmi daha rahat okuyabiliriz.

Bu tablo, kendi makro ekranını kurmak isteyen biri için sade bir yol haritası veriyor. Üstte EURUSD var. Bu bizim sonuç ekranımız, yani fiyatın kendisi.

Altına eklediğimiz 2 yıllık makas, Fed ve ECB tarafındaki kısa vadeli faiz beklentisini anlamaya yardım ediyor. 10 yıllık makas ise daha uzun vadeli büyüme, risk algısı ve makro yön hakkında fikir veriyor. DXY genel dolar havasını ölçerken, VIX piyasadaki korku seviyesini ve risk iştahını süzüyor.

Kısacası bu tablo bize şunu söylüyor.

Tek bir göstergeye yaslanma. Ekranı katmanlı oku.

Bu grafiklerimiz de işin pratik tarafını gösteriyor. Yukarıda EURUSD var, alt panellerde ise getiri makasları ve risk filtresi yer alıyor. Böyle bir ekran kurduğunuzda, sadece paritenin nereye gittiğine değil, neden o yöne gitmek isteyebileceğine de bakmaya başlarsınız.

İşi yine pazara indirelim.

Günlük çalışan küçük esnaf, tezgaha gelen müşteriye göre etiketi gün içinde birkaç kez değiştirir. Sabah başka fiyat söyler, öğlen başka, akşam başka. Çünkü sadece o anki harekete ve günübirlik talebe bakıyordur. Ama hal toptancısı öyle çalışmaz. O sadece bugünkü etikete bakmaz. Yağışa bakar, rekolteye bakar, mazot fiyatına bakar, nakliyeye bakar, talebin genel durumuna bakar. Çünkü onun derdi tek bir gün değil, daha geniş akıştır.

Piyasada da buna benzer bir ayrım vardır.

Kısa vadeli işlem yapan biri sadece son muma bakıp savrulabilir. Ama kurumsal para, fiyatın arkasındaki makro zemine bakar.

  • Tahvil makası ne diyor?
  • Doların genel havası nasıl?
  • Piyasada korku mu var?
  • Merkez bankaları hangi tonda konuşuyor?

Büyük para çoğu zaman bu çerçeveyle hareket eder.

Bu yüzden böyle bir ekranın amacı mekanik bir al sat sinyali üretmek değildir. Bu göstergeler size şu fiyattan al, şu fiyattan sat demez. Bunlar daha çok piyasanın omurgasını okumaya yarar. Yani yolun yönünü gösterir ama direksiyonu sizin yerinize çevirmez.

Burada en önemli uyarıyı açıkça koymak gerekir.

Bu ekran yatırım tavsiyesi değildir. Tek başına işlem kararı vermek için yeterli değildir. Tahvil makasları, DXY ve VIX gibi göstergeler sadece EURUSD’nin arkasındaki yapısal zemini daha iyi anlamaya yardımcı olur.

Kısa vadeli fiyat hareketleri, veri akışı, jeopolitik gelişmeler ve ani haberler bu ilişkiyi geçici olarak bozabilir. Bu yüzden bu araçlar emir komuta düğmesi değil, bağlam okuma aracıdır.

Yani bu yazının sonunda elimizde sihirli bir formül yok. Ama daha değerlisi var, ne işe yaradığını bildiğimiz bir çerçeve.

EURUSD’yi okurken artık sadece DXY’ye bakmak zorunda değiliz. Sadece tek bir tahvil grafiğine de mahkum değiliz. 2 yıllık makası, 10 yıllık makası, doların genel havasını ve risk iştahını aynı ekran üzerinde birleştirerek daha olgun bir okuma yapabiliriz.

Piyasa her zaman kolay değildir. Bazen çok net görünen ilişki bile bozulur. Ama elinizde böyle bir makro pusula varsa, en azından hangi rüzgarın nereden estiğini daha iyi anlarsınız.

Sonuçta mesele her dönüş noktasını kusursuz yakalamak değildir.

Mesele, büyük sermayenin hangi zeminde hareket ettiğini anlamaktır.

Bu yazıda kullanılan veriler TradingView, FRED, ICE, MacroMicro, CBOE, NBER, IMF ve piyasa grafiklerinden derlenmiştir.

Buradaki değerlendirmeler kesin sonuç, fiyat tahmini ya da yatırım önerisi olarak görülmemelidir. EURUSD, DXY, ABD ve Almanya tahvil getirileri, getiri makası, Fed ve ECB beklentileri, VIX, hedge maliyetleri ve küresel risk iştahı zaman içinde hızlı şekilde değişebilir.

DXY, getiri makası, 2 yıllık ve 10 yıllık tahvil farkları tek başına alım satım sinyali değildir. Bu göstergeler para politikası, büyüme beklentisi, enflasyon verileri, risk algısı, pozisyonlanma ve haber akışıyla birlikte değerlendirilmelidir.

Bu nedenle yatırım ya da işlem kararları, herkesin kendi araştırması, risk profili ve finansal durumu dikkate alınarak verilmelidir.

Eksik gördüğünüz bir yer, hata ya da eklemek istediğiniz bir not varsa iletişim sayfamdan bana ulaşabilirsiniz.

Yorum yapın